Cuma, Mart 30

Kısa Bir Not

Herkese merhabalar, bana göre uzun sayılabilecek zamandır yazmıyorum; oldukça yoğunum. Maillerinizi ve yorumlarınızı okuyorum ve gerçekten büyük mutluluk duyuyorum; çok teşekkür ederim. Birkaç mailde dikkatimi çeken, beni artık sadece "Yönetici Asistanları"nın takip etmediği. Her meslek grubumdan takipçimin olması beni ayrıca sevindirip, yüreklendirdi. Genelde evde, yolda, aklınıza gelebilecek her yerde online olduğum için kısa kısa da olsa sizler için daha çok yazmaya çalışacağım. Beni aynı zamanda Pinterest'tan ve Linked'In'den (Canan Yılmazer) takip edebilirsiniz. Ayrıca sorularınıza da cevap vermeye çalışacağım ki bu gerçekten eğlenceli ve faydalı olacak. Tekrar beni yüreklendiren ve destekleyen herkese çok teşekkür ederim;)

Perşembe, Mart 15

Biletix ve Viagogo

Sosyal etkinlikler için bilet alırken Yurtiçi için tercihim ilk olarak Biletix. Biletlerimi online alıyorum ve  UPS aracılığı ile kendime göndertiyorum ki bu benim için en pratiği. Bunun dışında özellikle yurt dışındaki etkinlikler için bilet alırken Viagogo'yu kullanıyorum. Bu site kısaca online bir bilet borsası. Biletinizi önceden uygun fiyata alabilir, iptal etmek isterseniz bekleyip, daha yüksek fiyattan satabilir, kaçırdığınız bilet varsa son dakika ( tabii daha yüksek zorda olsa düşük fiyata ) bulabilirsiniz. Nasıl bilet alıp satacağınız ile ilgili açıklayıcı bilgileri kendi sitesi üzerinden bulabilirsiniz. Özellikle son dakika programlarında ne kadar çok iş gördüğünü tarif etmemin imkanı yok. Bu arada bilet fiyatlarının talebe göre devamlı değiştiği göz önünde bulundurulursa biraz takip şart. 

Planlama

Zaman yönetimi, iyi bir planlama ile başlıyor ve hatta temelini oluşturuyor, diyebilir miyiz? Bence kesinlikle diyebiliriz. Zaman ölçmesi ve değerlendirmesi bakımından hem geçerli hemde geçersizdir aslında. Yapmamız gereken işten bizi alıkoyacak, oyalayacak şeyler ile ilgilenirken geçersiz, önemli ve zaman kısıtlaması olan durumlarda ise geçerli olacaktır. Bana kalırsa zaman yönetiminin baş düşmanı ise ertelemek. Ömer Hayyam'ın çok güzel bir sözü var; "Bir işi yapmak için yarını bekleme, bugünde dünün yarını değıl mi?" Ben zaman yönetimini yapmayı da zamanla öğrendim açıkçası, elbette katıldığım seminer vb. faydaları oldu ancak, pratiğini kendi çalışma prensiplerinize uydurarak bulabilirsiniz. Günün hangi saatlerinde motivasyonunuz daha yüksek, sabah ofiste uyuyanlardan mısınız, ya da öğle tatilinden sonra rehavet çökenlerden misiniz yoksa kahvemi içmeden ayılamamlardan mısınız? İnsan yine en iyi kendini bilir, kendi kapasitesini bilir, kendini tartabilir? Gereksiz işler, önünüzde birikiyorsa ve sadece "hayır" diyemediğiniz için amacınıza ulaşamıyor ve bundan mutsuzluk duyuyorsanız, buna ancak yine siz "dur" diyebilirsiniz. Kendinize bir çalışma disiplini edinmeniz gerekecektir. Bir yöneticimin öğüdü ile beni gün içinde oyaladığını düşündüğüm işleri yazarak, beni oyaladıkları zamanı not ettim, bu daha çok diyet öncesi her yediğinizi yazmanıza benziyor, günün sonunda ne kadar gereksiz şey yiyip, ana öğünleri kaçırdığınızı gözler önüne seren bir liste ile karşılaşıyorsunuz ve sonuçta hala açsınız, hala yapacak işleriniz var ama yorgunsunuz. Masa düzensizliği, ofis ekipmanlarını etkin kullanamama, dosyalamanın dikkatli yapılmamış olması, erteleme gibi bir çok etken, zaman yönetimini doğru yapamamızı sağlayabilir. Bunlara dur demek, önüne geçmek ise elimizde. Sadece düşünerek değil de, artık harekete geçerek işleri bitirmeye ne dersiniz? Planlama yapmaya başlayarak kollarımızı sıvayabiliriz o halde;)

Atatürk Havalimanı'nda Yeni Bir Uygulama / Open Gate

Mart ayı başı itibariyle ‘Open Gate’ (Açık Kapı) uygulamasına geçilen Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan sonra Atatürk Havalimanı’nda da sabah saatleri itibariyle ‘Open Gate’ uygulamasına başlandı. ‘Open Gate’ uygulamasıyla birlikte yurt dışına uçacak yolcular, uçağa binmeden önce körük başları yerine pasaport kontrolünden hemen önce ortak havuzda aranacak. Uygulamayla birlikte bilet-bagaj işlemlerini yaptıran yolcular pasaporttan geçiş öncesinde son güvenlik kontrolüne gelecek. Yolcular pasaport kontrolünden önce el bagajlarını x-ray cihazından geçirip ardından dedektörlü kapıdan geçiş yaparak pasaport kontrolüne girecek. Yolcular, uçağın kalkışına kadar diledikleri gibi zaman geçirebilecekler. ABD ve Kanada uçuşları hariç bütün uçuşlarda yolcular başka aramadan geçmeden uçağa binebilecek. Yetkililer bu uygulamayla, ani uçak kapı değişikliklerinde sorun yaşanmasının önüne geçileceğini belirttiler. Haberin devamı için tık tık.

Çarşamba, Mart 7

Pinterest


 Bloglarda bir çok kişinin online mantar panosu dönmeye / paylaşılmaya başlamışken bir tane de ofishane için hazırlamış olduğumu belirtmek isterim. Eğer internette dolaşırken sıklıkla görselleri daha sonra kullanmak için bilgisayarınıza kayıt ediyorsanız pinterest tam size göre. Tek yapmanız gereken Pin It butonunu indirmek ve web sitelerinde dolaşırken beğendiğiniz fotoğrafları ya da videoları kendi mantar panonuza eklemek. Böylece kendi bilgisayarınıza kaydetmenize gerek kalmıyor.  Ayrıca mantar panonuza eklediklerinizi herkesle paylaşabiliyorsunuz. Bende ofishane için; kombinler, saç, makyaj önerileri, daktilolar, teknoloji, oteller, seyahat, ofiste yaşam ve dünyanın her yerinden ofisler içeren harika dosyalar hazırladım; hepimize ilham vermesi dileğiyle; beni buradan takip edebilirsiniz;)

Pazartesi, Mart 5

Kız Kulesi

Hazır Kız Kulesi organizasyonu yaparken, çok sevdiğim bu mekanı da eklemek istiyorum Ofishaneme. Özellikle yurt dışından gelen konuklarımızı götürdüğümüz bu  eşsiz yer, kesinlikle benim de kalbimi her defasında fethediyor. Kendi sitesinde de olduğu gibi hakkında özellikle üç efsane var  ama ben en çok "yılanlı hikayeyi" beğenip, anlatıyorum:) Küçücük bir yer olmasına rağmen, hediyelik eşyaların satıldığı yer, Kuledebar ve kahvaltı mekanı oldukça güzel ve ilgi çekici. Eğer kızkulesi restaurantına  ya da kuledebar'a rezervasyon yaptırarak giderseniz, Salacak ve Kabataş'tan ücretsiz ulaşım imkanı sunuyorlar. Akşam yemekleri için tavsiyem, (ki özellikle bir grup ile gidiyorsanız) önceden rezervasyon yaptırmanız ve önerilen menülerden birini seçmeniz ya da bir menüde mutlaka anlaşmanız. Düğün ve davetlere de ev sahipliği yapan Kız Kulesi kesinlikle İstanbul'un imzasını taşıyor. Sadece eğer iş yemeği için gidiliyorsa, her akşam canlı müzik olduğunu unutmayın derim, eğer toplantınız resmi olacaksa, belki daha az sesli bir yer seçilebilir. Dediğim gibi, kesinlikle yurt dışından gelen misafirleri ağırlamak için birebir;) İletişim ve detaylar için k tık;)


Le Pain Quotidien


Sıcacık, ahşap kokulu, güler yüzlü ekibi olan Le Pain Quotidien;  Brüksel’de genç bir şef olan Alain Coumont'un, çalıştığı restoran için uygun ekmeği bulamayınca, çocukluk yıllarından süregelen ekmek tutkusuyla ilk fırınını ‘taze, günlük ekmek’ anlamına gelen ‘Le Pain Quotidien’ adı ile açması ile bugünlere gelmiş. Bugün uğradığım bu tatlı cafe'de ki naneli organik çay ve okumalıklarım bana oldukça iyi geldi. Haftaya ofis dışında başlamakta farklı bir keyif getirdi. Doğal ve sade olan Le Pain Quotidien’in en belirgin karakteristik özelliklerinden biri; tahta uzun masaları. Ben bu uzun masaları oldukça seviyorum. Bazen hiç tanımadığım insanlarla yemeğimi paylaşıyormuşum gibi hissetsem de yemeğin sonunda kendimi genellikle onlar ile sohbet ediyor buluyorum. Bu ya iletişimin gücü, ya da "tuzu uzatır mısınız" sorusunun cevabı, bilemiyorum;) Bu arada bir önceki yazımda bahsettiğim ikramlıklara da ekleyebiliriz Le Pain'i. Burada tıka basa doyacak olmasınız da ya form tutabilir ya da cafe tadında takılabilirsiniz. Blog yazmak için alternatif bir mekanda olabilir. Bence yurt dışından gelen yabancı konukları sabah kahvaltısında ağırlamak  için de akılda kalabilir bir mekan. Bir muffin ve kahveli beze kapıp çıktım, bir daha uğramak üzere. İletişim ve diğer bilgiler için tık tık.

Ofishane Giyim


Ben bu kombinleri ya Polyvore aracılığı ile kendim yaptım ya da yine oradan aldım, bu arada blogumda ki (eğer başka bir kaynak belirtmemişsem) tüm resimler Polyvore'dan. Benim için inanılmaz bir data ve ilham deposu. Hadi Pazartesi sendromunu üstümüzden atalım ve rengarenk kıyafetlere merhaba diyelim. Kıyafetleri seçerken sadece kurumsal kimliğe bağlı kalmadım; kimi zaman iş gezisine çıktım, kimi zaman iş arkadaşlarımla tatile, kimi zaman davete, kimi zaman masa başına. Beyler sizleri unutmadım tabi;





Toplantı Arası İkramlıklar

Toplantı organizasyonu yaparken kullndığım bir şema var, eğer tüm maddeler birer tik aldıysa eğer, her şey yolunda demektir. Şöyle ki; Toplantı günü / saati / nerede yapılacağı / kimlerle yapılacağı / tüm katılımcıların iletişim bilgileri / asistanlarının bilgileri / yemek & servis / sunumlar / kullanılacak ofis dökümanları / not defterleri & ofis ekipmanları / sunumlar & tablolar / toplantı odasının hazırlanması vb. şeklinde toplantının içeriğine göre değişiklik gösteren maddeler şeması. Bu maddelerden her biri ayrı bir yazı konusu olabilir ama ben İstanbul için örnek verirken, yorumlar kısmına da diğer illerden önerilerde gelirse süper olur, ne dersiniz?
İkramlıklarda eğer sadece çay servis edilirken yenilebilecek bir şeyler arıyorsanız, Art Cafe, Pelit, Divan iyi bir seçim olabilir. Yemek konusunda dilerseniz dışarıda bir yemek organize edebilirsiniz, Şans Restaurant, Four Seasons Aqua, Feriye, Lacivert iyi seçimler, eğer yemeği dışarıda değil, kendi ofisinizde toplantı odasında yemek isterseniz, dışarıdan catering yardımı alabileceğiniz gibi, Günaydın, Namlı, Köşebaşı gibi restaurantlardan da yardım alabilirsiniz. Eğer rahat bir toplantı oratamı ise ve zaman kısıtlaması var ise, The Wrap oldukça pratik bir çözüm. Bunlar benim son zamanlardaki uğrak adreslerim, peki ya sizinkiler?

Cuma, Mart 2

Bilge Adam / Bilgi Yönetimi ve Raporlama Uzmanlığı

Geçen sene, kendimi geliştirmek adına Bilge Adam'ın programlarından 300 saat'lik "Bilgi Yönetimi ve Raporlama Uzmanlığı" eğitimine katıldım. Bu konu ile ilgili forumlarda memnun kalıp kalmadığıma dair, oldukça fazla soru alıyorum. Özetle evet, gerçekten çok fazla şey öğrendim. Klasik kullanmış olduğumuz word, excel, outlook, power point programları ile başlıyor ancak sonrasında excel'de VBA, MACRO ile son buluyor ki, bu size oldukça geniş bir raporlama uzmanlığı sunuyor. Gerisi tabi ki, her zamanki gibi sizin verilen projeleri yapmanıza, çalışmanıza, öğrendiklerinizi uygulamanıza kalıyor. Bildiğim kadarı ile benim 300 saat'lik almış olduğum kurs artık 200 saat olarak veriliyor ya da böyle bir opsiyon var; 20 saat "bilişim sistemleri ve teknolojilerine giriş" / 80 saat "Microsoft Office uygulamaları" / 60 saat "Microsoft excel ile analiz ve raporlama" (Microsoft excel 2007 ile formüllerin kullanımı, makrolar ve VBA) / 40 saat "Microsoft Access ile veritabanı yönetimi" (Form tasarımı, rapor yaratma).

Yazım Kuralları

Kendi ana dilimizi mümkün olduğunca doğru yazmak ve telaffuz etmek, işimizin bir parçası, hatta kapıyı açan anahtarlarımızdan birisi. Her ne kadar kendi ana dilimiz olsa da, yazım hataları ya da kullanım hataları yaptığımız oluyor. Tabi ki en değerli ve pratik kaynak Türk Dil Kurumu'nun kendi sitesi. Bende gün içinde bazı kelimeleri yazarken bu kaynaktan faydalanıyorum.

Yazım hatalarında maalesef en dikkatimi çeken konuların başında; İngilizce ve Türkçe'nin ortak olarak yazıldığı yazılar var. "Prefer ediyor olacağız" gibi. Doğru yazmak, doğru kelimeyi kullanmak kadar, hangi dilde yazıyor ve konuşuyorsak o dilde devam etmek metin ya da konuşma bütünlüğü olarak çok daha akıcı olmaz mı? Tabi ki dilimize yerleşmiş, artık Türkçe'sini hatırlamakta zorluk çektiğimiz kelimeler var (yine maalesef) ancak bu kelimeleri yine mümkün olduğunca az kullanmak bizlerin elinde. Bize dikte ettirilen sözlerin, kağıda döküldüğü, belki başka firmalara gönderildiği, belki Şirketinizi tanıtan bir yazı olduğu düşünüldüğü zaman, kurumsal kimliğimiz da bir nevi parmaklarımızın ucunda olmuş olmaz mı? TDK'nın sitesinde "sıkça karıştırılan sözler", "yabancı sözlere karşılıklar", "sıkça yapılan yanlışlara doğrular" gibi bölümler olduğu kadar, "kişi adları sözlüğü", "terimler sözlüğü", "bilim ve sanat terimleri sözlüğü" gibi bölümlerde var.

Perşembe, Mart 1

TL'nin Yeni Simgesi

Merkez Bankası tarafından düzenlenen ''TL Simge Yarışması''nın sonuçları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın katıldığı toplantıda açıklandı. Simge TL'nin limanlı güven haline geldiğini gösteriyormuş. Tasarımı Tülay Lale'ye ait olan simge, finale kalan 7 simge arasından seçilmiş. Ayrıca bu simgenin sahibinin isminin "T"ülay "L"ale olması da ilginç olmuş;) Ben biraz Avrupa standartlarına yakın tutulmaya çalışılmış olduğunu düşünüyorum; biraz ondan, biraz bundan, ortaya karışık bizden. Gözlerim de net bir TL ibresinden bir çalışma beklemedi değil açıkçası. 8362 başvuru arasından seçilen simge hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Bu arada simgenin bilgisayaralara indirildikten sonra "Alt Gr" ve "T" tuşlarına aynı anda basılarak kullanılacağını da belirtmek isterim. Gerekli programlar ise Merkez Bankası'nın internet sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz. Haberin devamı için tık tık.