Çarşamba, Şubat 29

Yurtiçi Uçuşlara Getirilen Yasaklar

Gün geçmiyor ki, uçuşa oldukça az zaman kala yeni gelişmelerden haberdar olalım; bana kalırsa eğer bir acenta ile çalışıyorsak onların güncel bir bilgilendirme maili geçmesi harika olur ama eğer bir acenta ile çalışmıyorsak, gün be gün hava alanlarındaki değişiklikleri takip etmemiz gerekir. Sizleri yurtiçi sefrlerinde 1 Nisan 2012 tarihi itibariyle başlayacak olan yeniliklerle tanıştırayım o zaman;) Yeni uygulamayla, kabin bagajlarında taşınmasında sınırlama getirilen sıvılar, uçak altı bagajlarda havayolu işletmesinin kuralları içinde taşınabilecek. Söz konusu uygulama ile yolcuların seyahatleri esnasında yanlarında sıvı ürünler bulundurmaları yasaklanmamakla beraber, miktarı kısıtlanıyor. Her yolcu yaklaşık 20x20 santimetre boyutlarında 1 litrelik ağzı kilitli şeffaf plastik poşet içerisinde her birinin hacmi 100 mililitreyi geçmemek üzere sıvı, jel ve sprey ürünlerini bulundurabilecek. Özel durumlar göz önünde bulundurularak kısıtlamada birtakım istisnalar uygulanabilecek. Örneğin bebek ile seyahat eden yolcuların seyahat süresince yetecek miktarda mama/süt bulundurabilmeleri veya ilaç kullanımı zorunlu olan yolcuların seyahat süresince yeterli olacak miktarda ve orijinal ambalajında olmak kaydıyla ilaç bulundurabilmeleri mümkün olacak. Ancak son güvenlik kontrol noktasında söz konusu yolculardan mama veya ilacı tatmaları veya hastalığı/ilaç kullanımı ile ilgili belgeleri istenebilecek. Devamı için tık tık.

Pazartesi, Şubat 20

Nishmark

Ofis oyuncaklarınız var mı?

Birbirinden renkli, kullanışlı,  ilham verici ve motive edici ofis malzemelerini Nishmark'ta bulabilirsiniz. Ben özellikle, çantama atacağım,  el yapımı, stil sahibi defterlerine bayılıyorum. Masaüstü setleri, tüm  koleksiyon ile  gerçekten görülmeye değer. Siz de benim gibi masaüstünü kişiselleştirirken, şıklık arayışı içindeyseniz Nishmark bana biraz daha butik bir kaçış noktası gibi geliyor, yine de toplu kaçış noktası olarak Office1Storelar ve günlük kaçışlar içinde Nezih'ten vazgeçmiyorum. Zaman zaman e-bay ya da amazon'dan çok sevdiğim kırtasiye ürünlerini sipariş versem de, bekleme süresi beni oldukça yoruyor, gerçi çok istediğim bir defterin elime geçmesi ve benimle hayat bulup, bana benzeyerek benleşme süresi çok keyifli.

Pazar, Şubat 19

LinkedIn

Linkedin çalışanlar, iş arayanlar ve işverenlerin profesyonel anlamda kullanımı amacıyla tasarlanmış bir sosyal ağ sitesidir. Başka bir ifadeyle LinkedIn’i “link” yani bağlantı oluşturma sitesi olarak da düşünebilirsiniz. Bu siteyi kullanırken aynen Facebook’ta olduğu gibi arkadaş edinebilecekken aynı zamanda meslekdaşlarınızla bağlantı kurup iletişime geçebilirsiniz. linkedin’de arkadaş bulmak için adres defterinizdeki e-mail adreslerinizi taratıp, defterinizde bulunanlardan Linkedin hesabı olanlarla iletişime geçebilirsiniz.
Linkedin Ne İşe Yarar
  • LinkedIn vasıtasıyla;
  • İş başvuruları yapabilir
  • Yapmış olduğunuz sunumları ve okumuş olduğunuz kitapları paylaşabilir
  • Kişisel blogunuzun reklamını yapabilirsiniz.

Cumartesi, Şubat 18

Beyinde Kayak!

Sizleri pratik ve oldukça işlevsel bir site ile tanıştırmak istiyorum; KAYAK!  Yurtdışına sık çıkanlar ya da geziye meraklılar için mükemmel bir site. 2004 yılında Expedia, Travelocity ve Orbitz gibi büyük gezi siteleri tarafından kurulmuş.Kayak, bugün 14 ülkede kurduğu yerel siteleriyle de hizmet veriyor. iPhone, iPad, Android, BlackBerry, Windows Phone 7 ve Nokia telefonlar için ücretsiz uygulamaları da bulunmakta.
Geçtiğimiz Ocak ayında 100 milyon kez tıklanan sitenin mobil uygulaması da sadece Ocak ayında 12 milyon kez indirilmiş. Bu sayede 1 numaralı seyahat-gezi mobil uygulaması olmayı başaran Kayak, Şubat ayı itibariyle de Trip Advisor ile güçlerini birleştirdiğini açıkladı.
Bulunduğunuz yerden dünyanın herhangi bir noktasına gitmek için onlarca site dolaşmaktan sizi kurtaran ve size karşılaştırmalı onlarca alternatif sunan bu şahane siteye mutlaka göz atın.
Ayrıca bu haberi almış olduğum Kreatif Direktör'ü de mutlaka izlemeye almanızı tavsiye ederim, bi koşu tık tık;) 

Cuma, Şubat 17

Hava Taksi

2011 Yılının özellikle sonlarında hazırlığı dilden dile dolaşan, hava taksi Mart ayında Seabird firmasının aracılığı ile ilk uçuşunu gerçekleştirmeye başlayacakmış. Fiyatların herkesin ulaşabileceği seviyede olacağı açıklaması ile hava taksi kullanımının da yaygınlaşacağı kesin. 19 kişi kapasiteli uçaklar İstanbul-Gökçeada-Alaçatı-Bodrum gibi hatlarda hizmet verecekmiş. İstanbul'dan kalkış noktası için Haliç üzerinde yoğunlaşılmış. Zaman bu denli önemli iken bizim de aklımızda olması gereken yeni bir yol, ne dersiniz? Haberin devamı için tık tık.

Çalmadık Kapı Bırakmamak!

Zaman zaman soruların bilmediğim yerlerden çıkmadığı da olmuyor değil hani. Daha önce tecrübe etmediğim olaylarla karşılaştığım oluyor tabii ki. İyi bir asistan, iyi bir araştırmacıdır da denilebilir o zaman, ne dersiniz? Bilginin nereden geldiği kadar nasıl geldiği de önemli elbet, hiç işinize yaramayacak gibi görünen bilgilerin, hiç ummadığınız anda işinize yarayacağı da bir gerçek. Milyonlarca bilgi içerisinde aradığınız bilgiye ulaşmak belki de o kadar zor değildir.
Arama yaparken anahtar kelimelerle birlikte ilişkilendireceğiniz +,- , AND, OR, VE " " işinizi kolaylaştırabilir.
Aradığınız kelime ile ortak bir başka kelime arıyorsanız "kelime" +" başka kelime" diye yazmalısınız.
AND: ve (Sitenin belirlenmesi için verdiğiniz AND ile bağlanmış iki veya daha fazla kelimenin de aynı doküman içinde yer alması gerekmektedir.)
OR: veya anlamındadır
NEAR: Belirttiğiniz kelimelerin birbirine yakınlığının en fazla 10 kelime içinde olması durumunda geçerli bir yoldur.
Ben özellikle NEAR yardımı ile düşündüğümden daha çabuk aradığımı farklı alternatiflerle bulabiliyorum.
Yabancı ve Türkçe arama motorları için;

Zihin Haritası / Beyin Fırtınası


İşimiz gereği aynı anda bir çok şeyi idare edebilmemiz gerekmektedir. Telefonda önemli bir görüşme yaparken, diğer telefon hatta telefonlar çalabilir, masanızda çok acil bitirmeniz gereken bir iş olabilir ya da sizden beklenen raporlar yetiştirilmeyi bekliyor olabilir. Hatta aynı anda yöneticiniz uçağını kaçırmış, bavulunu kaybetmiş olabilir. Bu ve buna benzer  senaryolar üretmek mümkün. Önce sakin olmaya ve derin bir nefes almaya ne dersiniz? Bu gibi durumlarda, ben derin bir nefes alarak, koltuğumda dikelir, tamamen konsantre olarak önceliklerimi belirlerim. Bunu yaparken de zihnimde kendime bir yol haritası çizerim. Haritanın merkezine o an için en önemli önceliği koyarım. Yanlarına da baloncuklar halinde önem durumuna göre sıralamalarımı yaparım, bir nevi  küçülmeye giderim. Kendi senaryomda önceliği yöneticime vererek, en kısa zamanda dönüş yapmaya çalışır, telefon trafiği içinde geçen bekleme sürelerinde ise ikinci önemli işimi yapmaya devam ederim. Zaman yönetimi konusunda da uzun bir  yazı yazmam gerekir sanırım:) Bekleyen raporlar için gecikme yaşanacaksa, bunu karşı tarafa bildirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Kavanoza doğru taşların sıralanması hikayesinde olduğu gibi, öncelikleri çok iyi belirlemek gerekir. Önce büyük taşları yerleştirin, sonrasında çakılları koyun ki kavanoz kapanabilsin;) Bunun başında da yaptığınız işi çok iyi bilmek kadar ne yapacağınızı ve nasıl yapacağınızı da bilmek gerekir. Benim haritalarım gibi, her konuda haritaların olduğu, merkezlerin değiştiği ve baloncukların havada uçuştuğu çok sevdiğim bir site var, buradan size ilham vermesi dileğiyle.

Perşembe, Şubat 16

Dinliyor Muyuz?

İstemsizce yaptığımız bu eylem için aslında çaba harcamamız gerekmez mi? Yani gerçekten dinlemek gibi! Bu konu ile ilgili ajandamın başında yazan üç tane güzel söz vardır mesela; "Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir güzel anlama ve dinleme sanatı vardır." (Pictetos) / "Dinlemek insana kendini ölçmek, değerlendirmek imkanlarını sağlar." (F.W.Foersten) / "Güzel konuşmamız için tek bir yol vardır, dinlemeyi öğrenmek." (Christpher Morly) Aslında dinlemek öğrenmenin en etkin yoludur ve doğru dinleyen kişinin, karşısındaki kişi yanlış şeyler anlatıyor olsa bile bundan yine doğruları çıkarabileceği bir sanattır kanımca. Ve acaba her şey gerçekten dinlemeye değer mi dersiniz? Sokrates ile ilgili bu hikayeyi okuduğum zaman, evet demiştim, bu kesinlikle yaptığımız iş ile ilgili güzel ve kısa özet olabilir; Sokrates bilgiyi saklaması sebebiyle saygıdeğer bir ün yapmış zamanında. Bir gün büyük filozof bir tanıdığına rastlamış ve adam ona şöyle demiş:
''Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ?''
"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrates.
"Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor."
"Üçlü Filtre mi?"
''Doğru'' diye devam etti Sokrates. "Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir. Üçlü filtre testi dememin sebebini birazdan anlayacaksın.
Şimdi birinci filtre; 'gerçek filtresi'.
Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"
''Hayır'' dedi adam ''Aslında bunu sadece duydum ve ....''
"Tamam'' dedi Sokrates. " Öyleyse sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
Şimdi ikinci filtreyi deneyelim 'iyilik filtresi'.
Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?"
''Hayır tam tersi...''
''Öyleyse'' diye devam etti Sokrates "Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin çünkü geriye bir filtre daha kaldı.
Üçüncü filtre 'işe yararlılık filtresi'.
Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?"
''Hayır pek değil."
''İyi'' diye tamamladı Sokrates.


Ne dersiniz gerçekten dinlemeye değer şeyleri seçmek elimizde olamaz mı?


Türkçe

Oktay Sinanoğlu'nun, "Bye Bye Türkçe" kitabında özellikle vurgu yaptığı üzere, dilimiz olan Türkçe bir bilim dilidir. Sondan eklemeli olan Türkçe, herhangi bir eylem üzerinden istenildiği kadar sözcük türetilebilen bir dildir, anlatmak istediğinize karşılık gelebilecek sözü rahatlıkla bulabilirsiniz. Hal böyle iken özellikle bizlerin kendi dilimize ciddiyetle vakıf olmamız gerekmektedir. İnsanlar, düşünceler, nesneler, dilin aracılığıyla kavranır; dil aracılığıyla kendini ifade eder. Sabah "günaydın" sözünüzün yanına ekleyeceğiniz bir tebessüm, hem sizin, hem karşı tarafın gününün güzel geçmesini sağlayabilir ve sizin/çevrenizin de enerjinizi yukarı çekebilir. Gün geçtikçe kirlenen ve kısaltmalarla kısırlaştırdığımız dilimize kendimizce yeni kelimeler türetmekteyiz. Tamamen önüne geçemesekte, bir farkındalık yaratamaz mıyız dersiniz? Bizler kendi dilimizi ne kadar iyi tanıyor, ne kadar iyi kullanıyorsak, iletişim o kadar iyi ve etkili olacaktır. Bu yüzden dili doğru ve etkili kullanmak iletişimimizde oldukça etkin bir rol oynamaktadır. Dili doğru, güzel ve etkili kullanmak için sözcüklerdeki seslerin doğru telaffuzuna, vurgu ve tonlamalara, kullanılan sözcüklerde aynı ve yakın sesleri kullanmamaya, ses olaylarına uymaya dikkat edilmelidir. Sizce de dili hem yazılı, hem sözlü etkin kullanabilmenin en etkin yolu kitap okumaktan geçiyor olabilir mi?

Sekreter / Asistan

Günümüzde artık, her başarılı patronun arkasında başarılı bir sekreter/asistan var. Yöneticilerin sağ kolu olan sekreterler, şimdiki adıyla "yönetici asistanları" artık orta düzey bir yönetici gibi çalışıyorlar. Eskiden daktilo yazmak, telefona bakmakla sınırlı olan bu meslekte artık yönetici ile aynı adımlar atılıyor, birlikte raporlar hazırlanıyor, yeri geldiğinde yönetici, üst düzey toplantılarda temsil ediliyor. Önceden sekreterlik insanların yüzünde gülümseme uyandıran bir meslekti. Algılama bu yöndeydi, çünkü bu işin magazini de çok yapılıyordu ama sekreterin zamanla işlevi, görevi her şeyi değişti. Sekreterler artık yöneticiyi yöneten kişi haline geldi. Sadece telefona bakmakla yetinmeyip, gerektiğinde toplantılara giren, onunla birlikte tutanaklar, sunumlar, raporlar hazırlayan, istatistikler yapan; yöneticinin yapması gereken işlerin çoğunu kendi üstüne alarak onun yükünü hafifleten "yardımcılar" olmaya başladılar. Bir asistanın görev tanımı içine her şey giriyor, sadece şirketle ilgili konular değil, yöneticinin üye ya da kurucusu olduğu derneklerden, organizasyonlardan, iş-özel yaşam dengesine kadar her türlü detay asistanlarının kontrolünde. O nedenle iyi bir sekreterin iletişim ve analitik düşünme becerisine sahip olması, en az bir yabancı dil bilmesi ve büro otomasyonuna hakim olmasının yanı sıra iyi bir hafızaya sahip olması, empati kurabilmesi, diplomatik davranabilmesi gerekiyor.
“Sekreter” sözcüğü Latincedeki “sır” anlamına gelen “secret” sözcüğünden gelmektedir. “Sırlara sahip olan ve onları en iyi saklayan” anlamındadır. Eski İngilizcede “Sekretarie”, bugünkü İngilizcede “Secretary” halinde kullanılmakta olup, sözcük en az 500 yıldır bizimle beraberdir.
Fransızcada ise “secretaire” 13.yy.dan 16.yy. kadar “güven” anlamında kullanılmıştır. Bu aynı zamanda yönetsel bir terim olarak, “bir başkası için yazı yazan ve düzenleyen kişi” anlamına da gelmektedir. Samuel Johnson, 1755 tarihli sözlüğünde sekreteri şöyle tanımlamaktadır: “İşin yürütülmesi ile görevlendirilmiş kişi; başkası için yazı yazan kişi.” 1806 tarihli Noah Webster’de de sekreter “başkası için yazı yazan kişi” olarak tanımlanmaktadır. 1847’de, ilk Merriam-Webster Sözlüğünde tanımlar biraz genişletilmiş ve sekreter; bir kamu kurumu, bir şirket ya da bir özel kişi tarafından siparişleri, mektupları, mesajları, özel ve resmi kâğıtları, raporları vb. yazmak için görevlendirilmiş kişi; hükümetin belirli bir bölümünün işlerini yürütmekle görevli kişi olarak tanımlanmıştır.
20.yy. sonlarında sekreter artık, yalnız “yazışmaları yazan kişi” ya da “dikte alan kişi” gibi özelliklerden ibaret değildir denmiştir. 1998’de ABD’deki Ulusal Sekreterler Birliği sekreteri “Mükemmel ofis becerilerine sahip, doğrudan yönlendirilmeden kendiliğinden sorumluluk alabilen, inisiyatif ve yargı kullanabilen ve verilen yetki çerçevesinde kararlar alabilen kişi olarak tanımlamıştır".