Cumartesi, Eylül 15

Mavi Eğitim; 11.Geleneksel Yönetici Asistanlığı Zirvesi

Yine uzun bir aradan sonra merhaba:)

Mavi Eğitim aracılığıyla katıldığım 11.Geleneksel Yönetici Asistanlığı Zirvesi'nden bahsetmek istiyorum size;

Elite World otel'de saat 8:30'ta kayıt, 9:00'da programın başlaması ile hem çok değerli bir eğitim kurumu, hem değerli meslektaşlarım ve eğitmenler ile tanışmış oldum. Program genel olarak akıcı, geliştirici ve başarılıydı. Gelelim detaylara;

1.Yrd.Doç.Dr.Nuran B.Öztürk - Anadolu Üniversitesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Bölüm Başkanı
"Yönetici Asistanlığı Mesleğinde Yeni Trendler"; Geleceğe Yönelik Uygulamalar / İş Yaşamı İçin Yol Haritası"; İş Yaşamında Başarının Sırrı / Açıkçası kendisi programda en merakla beklediğim konuşmacıydı diyebilirim.  Sunumunu slideshowlar ile yaptı, akıcı konuştu. Bana kalırsa bu tarz eğitim programlarında ne istediğinizi ve ne alabileceğinizi doğru ayarlamanız gerekiyor. Beni konu başlığındaki "yeni trendler" kelimesi yakalamıştı ki benim anladığım pinterest tarzı internet üzerinde işimize yarayacak şeyler ile ilgiliydi, ya da yeni bir dosyalama tekniği olabilir. Konu daha çok Yönetici Asistanlığının günümüzde geldiği noktaydı. Kendisinin yazdığı  "Yönetici Asistanlığı" kitabını en kısa zamanda alıp okumak istiyorum. Konuşması sırasında belirttiği gibi daha çok somut başarı hikayelerini okumak yine yapılacaklar listemde.

Cuma, Nisan 20

Müzeler ve Yaz Saati Uygulaması

İşimin bir parçası ya da ek işlerimin en keyiflisi diyelim, kesinlikle konuklarımıza İstanbul'u gezdirmek. Son zamanlarda ayağımı dışarı atamasam da en kısa zamanda bir organizasyon yapma hevesindeyim. Hazır müzelerle ilgili değişiklik var mı diye kontrol ederken İstanbul'da bazı müzelerde yaz uygulaması başlamış, onun haberini verebilirim size. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı, Tarihi Yarımada bölgesinde bulunan Topkapı Sarayı Müzesi, Ayasofya Müzesi, Arkeoloji Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde yaz saati uygulaması kapsamında kapanış saatleri uzatıldı. Açılış ve kapanış saatleri 09.00-19.00 olarak belirlenen uygulama, ekim ayına kadar devam edecek. Fotoğraf "Kolombiya" gezi arşivimden, İstanbul. Daha sonra burada Türk ve İslam Eserleri Müzesin'de çektiğimiz bir videoyu paylaşacağım;) Bir hatırlatma daha; hatta dilerseniz bir müze karta buraya tıklayarak sahip olabilirsiniz, tüm şartlar, kullanabileceğiniz yerler bu sitenin içinde mevcut ve detaylı bir şekilde anlatılıyor, aldığınız tarihten itibaren 1 yıl boyunca geçerli olan bu kartlar 30 TL.

 

Pazartesi, Nisan 2

Akıllı Telefonlardaki Tercihiniz?

Araştırmalarıyla özellikle bilgisayar ve mobil cihaz pazarının nabzını tutan  International Data Corporation (IDC) , bu kez dünyadaki kişisel bilgisayar ve akıllı cihaz sayısının 1 milyara dayandığını bildirdi. Rapora göre cihazların yarısını cebimizdeki  akıllı telefonlar oluşturuyor. Bu haberin kaynağı için en sevdiğim sitelerden birine gitmek için tık tık. Akıllı telefonlar hayatımın önemli bir parçasını oluşturuyor, hatta en yakın iş arkadaşım, cüzdanımdan önce çantama atmam gereken eşyam, parçam olmuş durumda, özellikle ofis dışında ise kurtarıcım ama hangisini seçmek gerektiği konusu bana kalırsa tamamen işinizin içeriği ile ilgili. Mesela çok hızlı bir mail trafiğiniz varsa Blackberry'nin "push mail" özelliği öne çıkıyor, yazma konusunda ise klavyesinin olması büyük avantaj, bbm ile sınırsız konuşma ve hızlı iletişim sağlama gücü ücretsiz, ancak internette search yapıyorsanız ve bunun gerçekten hızlı olması gerekiyorsa ben tercihimi IPhone'dan yana kullanıyorum. Blackberry flash player'ı desteklemiyor, yani bir çok videoyu izleyemiyorsunuz, eğlenceli bir telefon olmadığı kesin ama tam iş için diyebiliriz, ne dersiniz? Bu arada IPhone'nun resim ve video kalitesi ve hızı tartışılmaz. Belki en çok işinizin niteliğine göre seçim yapmanız gerkiyordur. Benim asistanlık yaparken kullandığım telefonun markası ise gelen maillerdeki soruların başını oluşturuyor. Şöyle ki ben her ikisini de kullanıyorum, iki telefonum var ve iş durumuma göre IPhone ya da Blackberry kullanıyorum, birisini seç derseniz application'larını düşününce, online check in, uçak-tren vb. bilet alınması, mail order formları vb. için tercihim IPhone olurdu. Siz hangi akıllı telefonu elinizden düşür müyorsunuz?

Pazar, Nisan 1

Okurken

Şu anda Walter Isaacson tarafından Steve Jobs’ın kendisiyle tam işbirliği içinde yazılmış ilk ve tek biyografisini okuyorum hatta yarılamış sayılırım. Kitabı okurken bir çok yerin altını çizdim, bitmek bilmeyen enerjisine, zekasına, inancına ve yenilmemiş olmasına hayran kaldım. İlham verici bu kitabı okumanızı tavsiye ederim, kitabı bitirdiğim zaman altını çizmiş olduğum yerleri yine bu yazının altına ekleyeceğim, şimdilik bir sayfayı paylaşmak istiyorum, kitap hakkında daha çok bilgi için tık tık; Haftaya başlangıç için; motive edici, gerçekçi, azimli bir kitap, hoşuma giden empatiye gerçekten önem verilmiş olması ki sanırım iş akışındaki bir çok problemi çözebilecektir, ne dersiniz? Bu hafta kısa notlarla burada olabileceğim, görüşmek üzere, iyi haftalar, uyanmamış olanlara küçük bir kahve dosyası hazırladım, pinterest'ta;) Sevgiler...

Cuma, Mart 30

Kısa Bir Not

Herkese merhabalar, bana göre uzun sayılabilecek zamandır yazmıyorum; oldukça yoğunum. Maillerinizi ve yorumlarınızı okuyorum ve gerçekten büyük mutluluk duyuyorum; çok teşekkür ederim. Birkaç mailde dikkatimi çeken, beni artık sadece "Yönetici Asistanları"nın takip etmediği. Her meslek grubumdan takipçimin olması beni ayrıca sevindirip, yüreklendirdi. Genelde evde, yolda, aklınıza gelebilecek her yerde online olduğum için kısa kısa da olsa sizler için daha çok yazmaya çalışacağım. Beni aynı zamanda Pinterest'tan ve Linked'In'den (Canan Yılmazer) takip edebilirsiniz. Ayrıca sorularınıza da cevap vermeye çalışacağım ki bu gerçekten eğlenceli ve faydalı olacak. Tekrar beni yüreklendiren ve destekleyen herkese çok teşekkür ederim;)

Perşembe, Mart 15

Biletix ve Viagogo

Sosyal etkinlikler için bilet alırken Yurtiçi için tercihim ilk olarak Biletix. Biletlerimi online alıyorum ve  UPS aracılığı ile kendime göndertiyorum ki bu benim için en pratiği. Bunun dışında özellikle yurt dışındaki etkinlikler için bilet alırken Viagogo'yu kullanıyorum. Bu site kısaca online bir bilet borsası. Biletinizi önceden uygun fiyata alabilir, iptal etmek isterseniz bekleyip, daha yüksek fiyattan satabilir, kaçırdığınız bilet varsa son dakika ( tabii daha yüksek zorda olsa düşük fiyata ) bulabilirsiniz. Nasıl bilet alıp satacağınız ile ilgili açıklayıcı bilgileri kendi sitesi üzerinden bulabilirsiniz. Özellikle son dakika programlarında ne kadar çok iş gördüğünü tarif etmemin imkanı yok. Bu arada bilet fiyatlarının talebe göre devamlı değiştiği göz önünde bulundurulursa biraz takip şart. 

Planlama

Zaman yönetimi, iyi bir planlama ile başlıyor ve hatta temelini oluşturuyor, diyebilir miyiz? Bence kesinlikle diyebiliriz. Zaman ölçmesi ve değerlendirmesi bakımından hem geçerli hemde geçersizdir aslında. Yapmamız gereken işten bizi alıkoyacak, oyalayacak şeyler ile ilgilenirken geçersiz, önemli ve zaman kısıtlaması olan durumlarda ise geçerli olacaktır. Bana kalırsa zaman yönetiminin baş düşmanı ise ertelemek. Ömer Hayyam'ın çok güzel bir sözü var; "Bir işi yapmak için yarını bekleme, bugünde dünün yarını değıl mi?" Ben zaman yönetimini yapmayı da zamanla öğrendim açıkçası, elbette katıldığım seminer vb. faydaları oldu ancak, pratiğini kendi çalışma prensiplerinize uydurarak bulabilirsiniz. Günün hangi saatlerinde motivasyonunuz daha yüksek, sabah ofiste uyuyanlardan mısınız, ya da öğle tatilinden sonra rehavet çökenlerden misiniz yoksa kahvemi içmeden ayılamamlardan mısınız? İnsan yine en iyi kendini bilir, kendi kapasitesini bilir, kendini tartabilir? Gereksiz işler, önünüzde birikiyorsa ve sadece "hayır" diyemediğiniz için amacınıza ulaşamıyor ve bundan mutsuzluk duyuyorsanız, buna ancak yine siz "dur" diyebilirsiniz. Kendinize bir çalışma disiplini edinmeniz gerekecektir. Bir yöneticimin öğüdü ile beni gün içinde oyaladığını düşündüğüm işleri yazarak, beni oyaladıkları zamanı not ettim, bu daha çok diyet öncesi her yediğinizi yazmanıza benziyor, günün sonunda ne kadar gereksiz şey yiyip, ana öğünleri kaçırdığınızı gözler önüne seren bir liste ile karşılaşıyorsunuz ve sonuçta hala açsınız, hala yapacak işleriniz var ama yorgunsunuz. Masa düzensizliği, ofis ekipmanlarını etkin kullanamama, dosyalamanın dikkatli yapılmamış olması, erteleme gibi bir çok etken, zaman yönetimini doğru yapamamızı sağlayabilir. Bunlara dur demek, önüne geçmek ise elimizde. Sadece düşünerek değil de, artık harekete geçerek işleri bitirmeye ne dersiniz? Planlama yapmaya başlayarak kollarımızı sıvayabiliriz o halde;)

Atatürk Havalimanı'nda Yeni Bir Uygulama / Open Gate

Mart ayı başı itibariyle ‘Open Gate’ (Açık Kapı) uygulamasına geçilen Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan sonra Atatürk Havalimanı’nda da sabah saatleri itibariyle ‘Open Gate’ uygulamasına başlandı. ‘Open Gate’ uygulamasıyla birlikte yurt dışına uçacak yolcular, uçağa binmeden önce körük başları yerine pasaport kontrolünden hemen önce ortak havuzda aranacak. Uygulamayla birlikte bilet-bagaj işlemlerini yaptıran yolcular pasaporttan geçiş öncesinde son güvenlik kontrolüne gelecek. Yolcular pasaport kontrolünden önce el bagajlarını x-ray cihazından geçirip ardından dedektörlü kapıdan geçiş yaparak pasaport kontrolüne girecek. Yolcular, uçağın kalkışına kadar diledikleri gibi zaman geçirebilecekler. ABD ve Kanada uçuşları hariç bütün uçuşlarda yolcular başka aramadan geçmeden uçağa binebilecek. Yetkililer bu uygulamayla, ani uçak kapı değişikliklerinde sorun yaşanmasının önüne geçileceğini belirttiler. Haberin devamı için tık tık.

Çarşamba, Mart 7

Pinterest


 Bloglarda bir çok kişinin online mantar panosu dönmeye / paylaşılmaya başlamışken bir tane de ofishane için hazırlamış olduğumu belirtmek isterim. Eğer internette dolaşırken sıklıkla görselleri daha sonra kullanmak için bilgisayarınıza kayıt ediyorsanız pinterest tam size göre. Tek yapmanız gereken Pin It butonunu indirmek ve web sitelerinde dolaşırken beğendiğiniz fotoğrafları ya da videoları kendi mantar panonuza eklemek. Böylece kendi bilgisayarınıza kaydetmenize gerek kalmıyor.  Ayrıca mantar panonuza eklediklerinizi herkesle paylaşabiliyorsunuz. Bende ofishane için; kombinler, saç, makyaj önerileri, daktilolar, teknoloji, oteller, seyahat, ofiste yaşam ve dünyanın her yerinden ofisler içeren harika dosyalar hazırladım; hepimize ilham vermesi dileğiyle; beni buradan takip edebilirsiniz;)

Pazartesi, Mart 5

Kız Kulesi

Hazır Kız Kulesi organizasyonu yaparken, çok sevdiğim bu mekanı da eklemek istiyorum Ofishaneme. Özellikle yurt dışından gelen konuklarımızı götürdüğümüz bu  eşsiz yer, kesinlikle benim de kalbimi her defasında fethediyor. Kendi sitesinde de olduğu gibi hakkında özellikle üç efsane var  ama ben en çok "yılanlı hikayeyi" beğenip, anlatıyorum:) Küçücük bir yer olmasına rağmen, hediyelik eşyaların satıldığı yer, Kuledebar ve kahvaltı mekanı oldukça güzel ve ilgi çekici. Eğer kızkulesi restaurantına  ya da kuledebar'a rezervasyon yaptırarak giderseniz, Salacak ve Kabataş'tan ücretsiz ulaşım imkanı sunuyorlar. Akşam yemekleri için tavsiyem, (ki özellikle bir grup ile gidiyorsanız) önceden rezervasyon yaptırmanız ve önerilen menülerden birini seçmeniz ya da bir menüde mutlaka anlaşmanız. Düğün ve davetlere de ev sahipliği yapan Kız Kulesi kesinlikle İstanbul'un imzasını taşıyor. Sadece eğer iş yemeği için gidiliyorsa, her akşam canlı müzik olduğunu unutmayın derim, eğer toplantınız resmi olacaksa, belki daha az sesli bir yer seçilebilir. Dediğim gibi, kesinlikle yurt dışından gelen misafirleri ağırlamak için birebir;) İletişim ve detaylar için k tık;)


Le Pain Quotidien


Sıcacık, ahşap kokulu, güler yüzlü ekibi olan Le Pain Quotidien;  Brüksel’de genç bir şef olan Alain Coumont'un, çalıştığı restoran için uygun ekmeği bulamayınca, çocukluk yıllarından süregelen ekmek tutkusuyla ilk fırınını ‘taze, günlük ekmek’ anlamına gelen ‘Le Pain Quotidien’ adı ile açması ile bugünlere gelmiş. Bugün uğradığım bu tatlı cafe'de ki naneli organik çay ve okumalıklarım bana oldukça iyi geldi. Haftaya ofis dışında başlamakta farklı bir keyif getirdi. Doğal ve sade olan Le Pain Quotidien’in en belirgin karakteristik özelliklerinden biri; tahta uzun masaları. Ben bu uzun masaları oldukça seviyorum. Bazen hiç tanımadığım insanlarla yemeğimi paylaşıyormuşum gibi hissetsem de yemeğin sonunda kendimi genellikle onlar ile sohbet ediyor buluyorum. Bu ya iletişimin gücü, ya da "tuzu uzatır mısınız" sorusunun cevabı, bilemiyorum;) Bu arada bir önceki yazımda bahsettiğim ikramlıklara da ekleyebiliriz Le Pain'i. Burada tıka basa doyacak olmasınız da ya form tutabilir ya da cafe tadında takılabilirsiniz. Blog yazmak için alternatif bir mekanda olabilir. Bence yurt dışından gelen yabancı konukları sabah kahvaltısında ağırlamak  için de akılda kalabilir bir mekan. Bir muffin ve kahveli beze kapıp çıktım, bir daha uğramak üzere. İletişim ve diğer bilgiler için tık tık.

Ofishane Giyim


Ben bu kombinleri ya Polyvore aracılığı ile kendim yaptım ya da yine oradan aldım, bu arada blogumda ki (eğer başka bir kaynak belirtmemişsem) tüm resimler Polyvore'dan. Benim için inanılmaz bir data ve ilham deposu. Hadi Pazartesi sendromunu üstümüzden atalım ve rengarenk kıyafetlere merhaba diyelim. Kıyafetleri seçerken sadece kurumsal kimliğe bağlı kalmadım; kimi zaman iş gezisine çıktım, kimi zaman iş arkadaşlarımla tatile, kimi zaman davete, kimi zaman masa başına. Beyler sizleri unutmadım tabi;





Toplantı Arası İkramlıklar

Toplantı organizasyonu yaparken kullndığım bir şema var, eğer tüm maddeler birer tik aldıysa eğer, her şey yolunda demektir. Şöyle ki; Toplantı günü / saati / nerede yapılacağı / kimlerle yapılacağı / tüm katılımcıların iletişim bilgileri / asistanlarının bilgileri / yemek & servis / sunumlar / kullanılacak ofis dökümanları / not defterleri & ofis ekipmanları / sunumlar & tablolar / toplantı odasının hazırlanması vb. şeklinde toplantının içeriğine göre değişiklik gösteren maddeler şeması. Bu maddelerden her biri ayrı bir yazı konusu olabilir ama ben İstanbul için örnek verirken, yorumlar kısmına da diğer illerden önerilerde gelirse süper olur, ne dersiniz?
İkramlıklarda eğer sadece çay servis edilirken yenilebilecek bir şeyler arıyorsanız, Art Cafe, Pelit, Divan iyi bir seçim olabilir. Yemek konusunda dilerseniz dışarıda bir yemek organize edebilirsiniz, Şans Restaurant, Four Seasons Aqua, Feriye, Lacivert iyi seçimler, eğer yemeği dışarıda değil, kendi ofisinizde toplantı odasında yemek isterseniz, dışarıdan catering yardımı alabileceğiniz gibi, Günaydın, Namlı, Köşebaşı gibi restaurantlardan da yardım alabilirsiniz. Eğer rahat bir toplantı oratamı ise ve zaman kısıtlaması var ise, The Wrap oldukça pratik bir çözüm. Bunlar benim son zamanlardaki uğrak adreslerim, peki ya sizinkiler?

Cuma, Mart 2

Bilge Adam / Bilgi Yönetimi ve Raporlama Uzmanlığı

Geçen sene, kendimi geliştirmek adına Bilge Adam'ın programlarından 300 saat'lik "Bilgi Yönetimi ve Raporlama Uzmanlığı" eğitimine katıldım. Bu konu ile ilgili forumlarda memnun kalıp kalmadığıma dair, oldukça fazla soru alıyorum. Özetle evet, gerçekten çok fazla şey öğrendim. Klasik kullanmış olduğumuz word, excel, outlook, power point programları ile başlıyor ancak sonrasında excel'de VBA, MACRO ile son buluyor ki, bu size oldukça geniş bir raporlama uzmanlığı sunuyor. Gerisi tabi ki, her zamanki gibi sizin verilen projeleri yapmanıza, çalışmanıza, öğrendiklerinizi uygulamanıza kalıyor. Bildiğim kadarı ile benim 300 saat'lik almış olduğum kurs artık 200 saat olarak veriliyor ya da böyle bir opsiyon var; 20 saat "bilişim sistemleri ve teknolojilerine giriş" / 80 saat "Microsoft Office uygulamaları" / 60 saat "Microsoft excel ile analiz ve raporlama" (Microsoft excel 2007 ile formüllerin kullanımı, makrolar ve VBA) / 40 saat "Microsoft Access ile veritabanı yönetimi" (Form tasarımı, rapor yaratma).

Yazım Kuralları

Kendi ana dilimizi mümkün olduğunca doğru yazmak ve telaffuz etmek, işimizin bir parçası, hatta kapıyı açan anahtarlarımızdan birisi. Her ne kadar kendi ana dilimiz olsa da, yazım hataları ya da kullanım hataları yaptığımız oluyor. Tabi ki en değerli ve pratik kaynak Türk Dil Kurumu'nun kendi sitesi. Bende gün içinde bazı kelimeleri yazarken bu kaynaktan faydalanıyorum.

Yazım hatalarında maalesef en dikkatimi çeken konuların başında; İngilizce ve Türkçe'nin ortak olarak yazıldığı yazılar var. "Prefer ediyor olacağız" gibi. Doğru yazmak, doğru kelimeyi kullanmak kadar, hangi dilde yazıyor ve konuşuyorsak o dilde devam etmek metin ya da konuşma bütünlüğü olarak çok daha akıcı olmaz mı? Tabi ki dilimize yerleşmiş, artık Türkçe'sini hatırlamakta zorluk çektiğimiz kelimeler var (yine maalesef) ancak bu kelimeleri yine mümkün olduğunca az kullanmak bizlerin elinde. Bize dikte ettirilen sözlerin, kağıda döküldüğü, belki başka firmalara gönderildiği, belki Şirketinizi tanıtan bir yazı olduğu düşünüldüğü zaman, kurumsal kimliğimiz da bir nevi parmaklarımızın ucunda olmuş olmaz mı? TDK'nın sitesinde "sıkça karıştırılan sözler", "yabancı sözlere karşılıklar", "sıkça yapılan yanlışlara doğrular" gibi bölümler olduğu kadar, "kişi adları sözlüğü", "terimler sözlüğü", "bilim ve sanat terimleri sözlüğü" gibi bölümlerde var.

Perşembe, Mart 1

TL'nin Yeni Simgesi

Merkez Bankası tarafından düzenlenen ''TL Simge Yarışması''nın sonuçları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın katıldığı toplantıda açıklandı. Simge TL'nin limanlı güven haline geldiğini gösteriyormuş. Tasarımı Tülay Lale'ye ait olan simge, finale kalan 7 simge arasından seçilmiş. Ayrıca bu simgenin sahibinin isminin "T"ülay "L"ale olması da ilginç olmuş;) Ben biraz Avrupa standartlarına yakın tutulmaya çalışılmış olduğunu düşünüyorum; biraz ondan, biraz bundan, ortaya karışık bizden. Gözlerim de net bir TL ibresinden bir çalışma beklemedi değil açıkçası. 8362 başvuru arasından seçilen simge hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Bu arada simgenin bilgisayaralara indirildikten sonra "Alt Gr" ve "T" tuşlarına aynı anda basılarak kullanılacağını da belirtmek isterim. Gerekli programlar ise Merkez Bankası'nın internet sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz. Haberin devamı için tık tık.

Çarşamba, Şubat 29

Yurtiçi Uçuşlara Getirilen Yasaklar

Gün geçmiyor ki, uçuşa oldukça az zaman kala yeni gelişmelerden haberdar olalım; bana kalırsa eğer bir acenta ile çalışıyorsak onların güncel bir bilgilendirme maili geçmesi harika olur ama eğer bir acenta ile çalışmıyorsak, gün be gün hava alanlarındaki değişiklikleri takip etmemiz gerekir. Sizleri yurtiçi sefrlerinde 1 Nisan 2012 tarihi itibariyle başlayacak olan yeniliklerle tanıştırayım o zaman;) Yeni uygulamayla, kabin bagajlarında taşınmasında sınırlama getirilen sıvılar, uçak altı bagajlarda havayolu işletmesinin kuralları içinde taşınabilecek. Söz konusu uygulama ile yolcuların seyahatleri esnasında yanlarında sıvı ürünler bulundurmaları yasaklanmamakla beraber, miktarı kısıtlanıyor. Her yolcu yaklaşık 20x20 santimetre boyutlarında 1 litrelik ağzı kilitli şeffaf plastik poşet içerisinde her birinin hacmi 100 mililitreyi geçmemek üzere sıvı, jel ve sprey ürünlerini bulundurabilecek. Özel durumlar göz önünde bulundurularak kısıtlamada birtakım istisnalar uygulanabilecek. Örneğin bebek ile seyahat eden yolcuların seyahat süresince yetecek miktarda mama/süt bulundurabilmeleri veya ilaç kullanımı zorunlu olan yolcuların seyahat süresince yeterli olacak miktarda ve orijinal ambalajında olmak kaydıyla ilaç bulundurabilmeleri mümkün olacak. Ancak son güvenlik kontrol noktasında söz konusu yolculardan mama veya ilacı tatmaları veya hastalığı/ilaç kullanımı ile ilgili belgeleri istenebilecek. Devamı için tık tık.

Pazartesi, Şubat 20

Nishmark

Ofis oyuncaklarınız var mı?

Birbirinden renkli, kullanışlı,  ilham verici ve motive edici ofis malzemelerini Nishmark'ta bulabilirsiniz. Ben özellikle, çantama atacağım,  el yapımı, stil sahibi defterlerine bayılıyorum. Masaüstü setleri, tüm  koleksiyon ile  gerçekten görülmeye değer. Siz de benim gibi masaüstünü kişiselleştirirken, şıklık arayışı içindeyseniz Nishmark bana biraz daha butik bir kaçış noktası gibi geliyor, yine de toplu kaçış noktası olarak Office1Storelar ve günlük kaçışlar içinde Nezih'ten vazgeçmiyorum. Zaman zaman e-bay ya da amazon'dan çok sevdiğim kırtasiye ürünlerini sipariş versem de, bekleme süresi beni oldukça yoruyor, gerçi çok istediğim bir defterin elime geçmesi ve benimle hayat bulup, bana benzeyerek benleşme süresi çok keyifli.

Pazar, Şubat 19

LinkedIn

Linkedin çalışanlar, iş arayanlar ve işverenlerin profesyonel anlamda kullanımı amacıyla tasarlanmış bir sosyal ağ sitesidir. Başka bir ifadeyle LinkedIn’i “link” yani bağlantı oluşturma sitesi olarak da düşünebilirsiniz. Bu siteyi kullanırken aynen Facebook’ta olduğu gibi arkadaş edinebilecekken aynı zamanda meslekdaşlarınızla bağlantı kurup iletişime geçebilirsiniz. linkedin’de arkadaş bulmak için adres defterinizdeki e-mail adreslerinizi taratıp, defterinizde bulunanlardan Linkedin hesabı olanlarla iletişime geçebilirsiniz.
Linkedin Ne İşe Yarar
  • LinkedIn vasıtasıyla;
  • İş başvuruları yapabilir
  • Yapmış olduğunuz sunumları ve okumuş olduğunuz kitapları paylaşabilir
  • Kişisel blogunuzun reklamını yapabilirsiniz.

Cumartesi, Şubat 18

Beyinde Kayak!

Sizleri pratik ve oldukça işlevsel bir site ile tanıştırmak istiyorum; KAYAK!  Yurtdışına sık çıkanlar ya da geziye meraklılar için mükemmel bir site. 2004 yılında Expedia, Travelocity ve Orbitz gibi büyük gezi siteleri tarafından kurulmuş.Kayak, bugün 14 ülkede kurduğu yerel siteleriyle de hizmet veriyor. iPhone, iPad, Android, BlackBerry, Windows Phone 7 ve Nokia telefonlar için ücretsiz uygulamaları da bulunmakta.
Geçtiğimiz Ocak ayında 100 milyon kez tıklanan sitenin mobil uygulaması da sadece Ocak ayında 12 milyon kez indirilmiş. Bu sayede 1 numaralı seyahat-gezi mobil uygulaması olmayı başaran Kayak, Şubat ayı itibariyle de Trip Advisor ile güçlerini birleştirdiğini açıkladı.
Bulunduğunuz yerden dünyanın herhangi bir noktasına gitmek için onlarca site dolaşmaktan sizi kurtaran ve size karşılaştırmalı onlarca alternatif sunan bu şahane siteye mutlaka göz atın.
Ayrıca bu haberi almış olduğum Kreatif Direktör'ü de mutlaka izlemeye almanızı tavsiye ederim, bi koşu tık tık;) 

Cuma, Şubat 17

Hava Taksi

2011 Yılının özellikle sonlarında hazırlığı dilden dile dolaşan, hava taksi Mart ayında Seabird firmasının aracılığı ile ilk uçuşunu gerçekleştirmeye başlayacakmış. Fiyatların herkesin ulaşabileceği seviyede olacağı açıklaması ile hava taksi kullanımının da yaygınlaşacağı kesin. 19 kişi kapasiteli uçaklar İstanbul-Gökçeada-Alaçatı-Bodrum gibi hatlarda hizmet verecekmiş. İstanbul'dan kalkış noktası için Haliç üzerinde yoğunlaşılmış. Zaman bu denli önemli iken bizim de aklımızda olması gereken yeni bir yol, ne dersiniz? Haberin devamı için tık tık.

Çalmadık Kapı Bırakmamak!

Zaman zaman soruların bilmediğim yerlerden çıkmadığı da olmuyor değil hani. Daha önce tecrübe etmediğim olaylarla karşılaştığım oluyor tabii ki. İyi bir asistan, iyi bir araştırmacıdır da denilebilir o zaman, ne dersiniz? Bilginin nereden geldiği kadar nasıl geldiği de önemli elbet, hiç işinize yaramayacak gibi görünen bilgilerin, hiç ummadığınız anda işinize yarayacağı da bir gerçek. Milyonlarca bilgi içerisinde aradığınız bilgiye ulaşmak belki de o kadar zor değildir.
Arama yaparken anahtar kelimelerle birlikte ilişkilendireceğiniz +,- , AND, OR, VE " " işinizi kolaylaştırabilir.
Aradığınız kelime ile ortak bir başka kelime arıyorsanız "kelime" +" başka kelime" diye yazmalısınız.
AND: ve (Sitenin belirlenmesi için verdiğiniz AND ile bağlanmış iki veya daha fazla kelimenin de aynı doküman içinde yer alması gerekmektedir.)
OR: veya anlamındadır
NEAR: Belirttiğiniz kelimelerin birbirine yakınlığının en fazla 10 kelime içinde olması durumunda geçerli bir yoldur.
Ben özellikle NEAR yardımı ile düşündüğümden daha çabuk aradığımı farklı alternatiflerle bulabiliyorum.
Yabancı ve Türkçe arama motorları için;

Zihin Haritası / Beyin Fırtınası


İşimiz gereği aynı anda bir çok şeyi idare edebilmemiz gerekmektedir. Telefonda önemli bir görüşme yaparken, diğer telefon hatta telefonlar çalabilir, masanızda çok acil bitirmeniz gereken bir iş olabilir ya da sizden beklenen raporlar yetiştirilmeyi bekliyor olabilir. Hatta aynı anda yöneticiniz uçağını kaçırmış, bavulunu kaybetmiş olabilir. Bu ve buna benzer  senaryolar üretmek mümkün. Önce sakin olmaya ve derin bir nefes almaya ne dersiniz? Bu gibi durumlarda, ben derin bir nefes alarak, koltuğumda dikelir, tamamen konsantre olarak önceliklerimi belirlerim. Bunu yaparken de zihnimde kendime bir yol haritası çizerim. Haritanın merkezine o an için en önemli önceliği koyarım. Yanlarına da baloncuklar halinde önem durumuna göre sıralamalarımı yaparım, bir nevi  küçülmeye giderim. Kendi senaryomda önceliği yöneticime vererek, en kısa zamanda dönüş yapmaya çalışır, telefon trafiği içinde geçen bekleme sürelerinde ise ikinci önemli işimi yapmaya devam ederim. Zaman yönetimi konusunda da uzun bir  yazı yazmam gerekir sanırım:) Bekleyen raporlar için gecikme yaşanacaksa, bunu karşı tarafa bildirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Kavanoza doğru taşların sıralanması hikayesinde olduğu gibi, öncelikleri çok iyi belirlemek gerekir. Önce büyük taşları yerleştirin, sonrasında çakılları koyun ki kavanoz kapanabilsin;) Bunun başında da yaptığınız işi çok iyi bilmek kadar ne yapacağınızı ve nasıl yapacağınızı da bilmek gerekir. Benim haritalarım gibi, her konuda haritaların olduğu, merkezlerin değiştiği ve baloncukların havada uçuştuğu çok sevdiğim bir site var, buradan size ilham vermesi dileğiyle.

Perşembe, Şubat 16

Dinliyor Muyuz?

İstemsizce yaptığımız bu eylem için aslında çaba harcamamız gerekmez mi? Yani gerçekten dinlemek gibi! Bu konu ile ilgili ajandamın başında yazan üç tane güzel söz vardır mesela; "Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir güzel anlama ve dinleme sanatı vardır." (Pictetos) / "Dinlemek insana kendini ölçmek, değerlendirmek imkanlarını sağlar." (F.W.Foersten) / "Güzel konuşmamız için tek bir yol vardır, dinlemeyi öğrenmek." (Christpher Morly) Aslında dinlemek öğrenmenin en etkin yoludur ve doğru dinleyen kişinin, karşısındaki kişi yanlış şeyler anlatıyor olsa bile bundan yine doğruları çıkarabileceği bir sanattır kanımca. Ve acaba her şey gerçekten dinlemeye değer mi dersiniz? Sokrates ile ilgili bu hikayeyi okuduğum zaman, evet demiştim, bu kesinlikle yaptığımız iş ile ilgili güzel ve kısa özet olabilir; Sokrates bilgiyi saklaması sebebiyle saygıdeğer bir ün yapmış zamanında. Bir gün büyük filozof bir tanıdığına rastlamış ve adam ona şöyle demiş:
''Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ?''
"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrates.
"Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor."
"Üçlü Filtre mi?"
''Doğru'' diye devam etti Sokrates. "Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir. Üçlü filtre testi dememin sebebini birazdan anlayacaksın.
Şimdi birinci filtre; 'gerçek filtresi'.
Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"
''Hayır'' dedi adam ''Aslında bunu sadece duydum ve ....''
"Tamam'' dedi Sokrates. " Öyleyse sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
Şimdi ikinci filtreyi deneyelim 'iyilik filtresi'.
Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?"
''Hayır tam tersi...''
''Öyleyse'' diye devam etti Sokrates "Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin çünkü geriye bir filtre daha kaldı.
Üçüncü filtre 'işe yararlılık filtresi'.
Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?"
''Hayır pek değil."
''İyi'' diye tamamladı Sokrates.


Ne dersiniz gerçekten dinlemeye değer şeyleri seçmek elimizde olamaz mı?


Türkçe

Oktay Sinanoğlu'nun, "Bye Bye Türkçe" kitabında özellikle vurgu yaptığı üzere, dilimiz olan Türkçe bir bilim dilidir. Sondan eklemeli olan Türkçe, herhangi bir eylem üzerinden istenildiği kadar sözcük türetilebilen bir dildir, anlatmak istediğinize karşılık gelebilecek sözü rahatlıkla bulabilirsiniz. Hal böyle iken özellikle bizlerin kendi dilimize ciddiyetle vakıf olmamız gerekmektedir. İnsanlar, düşünceler, nesneler, dilin aracılığıyla kavranır; dil aracılığıyla kendini ifade eder. Sabah "günaydın" sözünüzün yanına ekleyeceğiniz bir tebessüm, hem sizin, hem karşı tarafın gününün güzel geçmesini sağlayabilir ve sizin/çevrenizin de enerjinizi yukarı çekebilir. Gün geçtikçe kirlenen ve kısaltmalarla kısırlaştırdığımız dilimize kendimizce yeni kelimeler türetmekteyiz. Tamamen önüne geçemesekte, bir farkındalık yaratamaz mıyız dersiniz? Bizler kendi dilimizi ne kadar iyi tanıyor, ne kadar iyi kullanıyorsak, iletişim o kadar iyi ve etkili olacaktır. Bu yüzden dili doğru ve etkili kullanmak iletişimimizde oldukça etkin bir rol oynamaktadır. Dili doğru, güzel ve etkili kullanmak için sözcüklerdeki seslerin doğru telaffuzuna, vurgu ve tonlamalara, kullanılan sözcüklerde aynı ve yakın sesleri kullanmamaya, ses olaylarına uymaya dikkat edilmelidir. Sizce de dili hem yazılı, hem sözlü etkin kullanabilmenin en etkin yolu kitap okumaktan geçiyor olabilir mi?

Sekreter / Asistan

Günümüzde artık, her başarılı patronun arkasında başarılı bir sekreter/asistan var. Yöneticilerin sağ kolu olan sekreterler, şimdiki adıyla "yönetici asistanları" artık orta düzey bir yönetici gibi çalışıyorlar. Eskiden daktilo yazmak, telefona bakmakla sınırlı olan bu meslekte artık yönetici ile aynı adımlar atılıyor, birlikte raporlar hazırlanıyor, yeri geldiğinde yönetici, üst düzey toplantılarda temsil ediliyor. Önceden sekreterlik insanların yüzünde gülümseme uyandıran bir meslekti. Algılama bu yöndeydi, çünkü bu işin magazini de çok yapılıyordu ama sekreterin zamanla işlevi, görevi her şeyi değişti. Sekreterler artık yöneticiyi yöneten kişi haline geldi. Sadece telefona bakmakla yetinmeyip, gerektiğinde toplantılara giren, onunla birlikte tutanaklar, sunumlar, raporlar hazırlayan, istatistikler yapan; yöneticinin yapması gereken işlerin çoğunu kendi üstüne alarak onun yükünü hafifleten "yardımcılar" olmaya başladılar. Bir asistanın görev tanımı içine her şey giriyor, sadece şirketle ilgili konular değil, yöneticinin üye ya da kurucusu olduğu derneklerden, organizasyonlardan, iş-özel yaşam dengesine kadar her türlü detay asistanlarının kontrolünde. O nedenle iyi bir sekreterin iletişim ve analitik düşünme becerisine sahip olması, en az bir yabancı dil bilmesi ve büro otomasyonuna hakim olmasının yanı sıra iyi bir hafızaya sahip olması, empati kurabilmesi, diplomatik davranabilmesi gerekiyor.
“Sekreter” sözcüğü Latincedeki “sır” anlamına gelen “secret” sözcüğünden gelmektedir. “Sırlara sahip olan ve onları en iyi saklayan” anlamındadır. Eski İngilizcede “Sekretarie”, bugünkü İngilizcede “Secretary” halinde kullanılmakta olup, sözcük en az 500 yıldır bizimle beraberdir.
Fransızcada ise “secretaire” 13.yy.dan 16.yy. kadar “güven” anlamında kullanılmıştır. Bu aynı zamanda yönetsel bir terim olarak, “bir başkası için yazı yazan ve düzenleyen kişi” anlamına da gelmektedir. Samuel Johnson, 1755 tarihli sözlüğünde sekreteri şöyle tanımlamaktadır: “İşin yürütülmesi ile görevlendirilmiş kişi; başkası için yazı yazan kişi.” 1806 tarihli Noah Webster’de de sekreter “başkası için yazı yazan kişi” olarak tanımlanmaktadır. 1847’de, ilk Merriam-Webster Sözlüğünde tanımlar biraz genişletilmiş ve sekreter; bir kamu kurumu, bir şirket ya da bir özel kişi tarafından siparişleri, mektupları, mesajları, özel ve resmi kâğıtları, raporları vb. yazmak için görevlendirilmiş kişi; hükümetin belirli bir bölümünün işlerini yürütmekle görevli kişi olarak tanımlanmıştır.
20.yy. sonlarında sekreter artık, yalnız “yazışmaları yazan kişi” ya da “dikte alan kişi” gibi özelliklerden ibaret değildir denmiştir. 1998’de ABD’deki Ulusal Sekreterler Birliği sekreteri “Mükemmel ofis becerilerine sahip, doğrudan yönlendirilmeden kendiliğinden sorumluluk alabilen, inisiyatif ve yargı kullanabilen ve verilen yetki çerçevesinde kararlar alabilen kişi olarak tanımlamıştır".